KENNETH REXROTH

KENNETH REXROTH: Doğu-Batı Bilgeliğinin Şairi

Morgan Gibson’nın Kaleminden Rexroth,

Kenneth Rexroth, (1905–1982) altmış yıl boyunca birçok öncü hayat tecrübe etmiştir. İlkin Şikago’da erken gelişmiş bir aktör, kübist bir ressam ve I. Dünya Savaşı sonrası devrim adına kurulmuş sokak kürsüsünde şiir okuyan bir şair, ardından batı yakasında Dünya Sanayi İşçileri üyesi bir Woobly, kovboy aşçısı ve ekolojinin insanların henüz ilgi göstermediği bir konu olduğu dönemde, gezegenin korunması için çalışan dağcı bir doğasever. Meksika, Avrupa ve ardından Asya’yı keşfe çıkan Rexroth, bir imgelem ve protesto şairi, âlim ve popüler bir makale yazarı, bir düzine Asya ve Batı dilinden çeviriler yapan bir çevirmen, dünyevi ve aşkın bilgeliği uyumlulaştıran anarko-ekolojik-erotik-Budist-Hristiyan dünya görüşü ile özgün bir düşünür olarak beynelmilel bir üne kavuşur.
Rexroth, mütefekkir bir eylemci, doğa ve aşkla ilgili lirikler kaleme alan bir şair, adaletsizliğe karşı şiddetli bir hicivci ve vaiz, kavgacı bir komedyen ve trajik bir oyun yazarı, ağırbaşlı bir âlim ve kültür karşıtı bir eleştirmendir. Devrimci umut için mücadele etmiş, devrimin, II. Dünya Savaşı ve Soğuk Savaş’taki yenilgisi üzerine yas tutmuştur. Değerlerin dünya genelinde yaşadığı çöküşe dönük bu trajik bakışa eşlik eden “bütünlüklü sorumluluk”la ilgili derinlikli dini anlayışı, birçok Amerikalının faşizme karşı “hayırlı savaş”ı ve onu takiben, kapitalizmin, komünizmin karşısına çıkartılmasını eleştirisiz, basitleştirici biçimde kendi hesabına savunduğu bir dönemde, Rexroth’un karakterini yüceltir. Kamuoyunun dünyanın maruz kaldığı ekolojik krize karşı ayağa kalkmasından çok önceleri Rexroth “nükleer bir kıyamet sona erdirmezden önce, her şeyi bizim halletmemiz gerek”tiğini söyler.
En kötüyü bilen yazar, aşk ve sanattaki en iyiyi över. 1930 başlarında faaliyetlerine başlayan Beynelmilel Nesnelci Hareket’in ve 1950’lerdeki San Fransisko Şiir Rönesansı’nın kurucusu, Beat şiir ekolünün başlatıcısı ve 1960’ların Karşıkültür’ünün en önemli öncüsü olan Rexroth, seyircinin şiir hususunda sahip olduğu sanatsal ve entelektüel kalibresini genişletir, performanslarına canlı caz müziği, sonrasında Japon ve Çin müzikleri eşlik eder. Birçok şairin, düşünürün, sanatçının, müzisyenin, gazetecinin, işçinin, feministin, rahibin, rahibenin, fahişenin, politikacının, bankacının ve devrimcinin dostu olan Rexroth, dünya üzerindeki tüm aydınlar arasında kendisine has bir bilgelikle yazar. Dünya genelinde sayısız yazarla işbirliği yapar, ünlü olmalarından önce birçoklarına katkı sunar, en iyi çalışmalarıyla küçük basın organlarını destekler, bir yandan da çalışmalarını New Directions (Yeni Yönelimler) ve diğer önemli yayıncılar aracılığıyla kapsamlı biçimde yayımlatır. Annesinin feministliği, kendisinin, özellikle Çin ve Japonya’daki birçok kadın şairin tanıtımına katkı sunmasına neden olur. Hayatı boyunca benimseyip yorumladığı Asya kültürü, Walt Whitman, Ezra Pound, William Butler, Yeats ve Arthur Waley’deki Doğu-Batı geleneğini geliştirmesine yardımcı olur. Rexroth’un aynı anda hem erotik hem ruhani hem dünyevi hem de aşkın ve bu dünyada nirvana öneren imgesel aşka dayalı şiiri, birçok aklı ve hayatı zenginleştirmiştir.
Öksüz bir çocuk olarak büyümüş olmasından dolayı, az da olsa baskıya maruz kalır; kısa süreli resmî okul hayatında arzuladığı şeyi öğrenip yaratır ve hükümete, kiliseye, iş dünyasına ya da haâkim “kültür”e boyun eğmeyen kısıtlanmamış bir maceracı olur. Şikago’daki gençlik yıllarını ve San Fransisko’daki birkaç yılı, sefalet içinde geçirir ve nihayetinde edindiği beynelmilel şöhret, ona Santa Barbara’daki o geniş evi kazandırarak Rexroth’un rahata ermesini sağlar. Çok önceleri II. Dünya Savaşı’nda bir vicdani retçi olarak hapis tehdidi altındaki Amerikalı Japonlara yardım etmiş, akıl hastanesinde alternatif bir hizmet vermiş, buradaki bir delinin saldırısıyla ellerinde iz bırakacak bir saldırıya maruz kalmıştır.
Delilik nöbetleri geçirir, intihara meyleder; romantik bir şair olarak istikrarsız bir mizaca sahiptir. Çalışmalarını duyurmak nedeniyle, genç şairleri cesaretlendirir ve insani karşı kültürü, dünya genelinde yaygınlaştırmak için çalışır. İnsanüstü, mitik, şiir ve düzyazıda mücadele veren bir düşünür olarak görüldüğü dönemde süreklileşen savaşa dayalı zihniyet, modern medeniyetin üzerini uğursuz biçimde karartmaktadır. Evrensel kurtuluş ve kutsal evlilikle ilgili ülküleri oldukça asil düşüncelerdir ancak gerçekleşmez. Yine de sormak gerekir: Onu eziyet edici bir atalet ve sessizlikle geçen o nihai yıla düşürmeden önce düşsel bir esrimeye taşıyan şey sahip olduğu “bütünsel sorumluluk”un aziz mertebesinde bir alçak gönüllülüğe doğru açılması, bir tür suç, dünyayı kurtarma arzusu ya da kibir semptomları mıdır yoksa bir kurtarıcının gururu mudur?

Rexroth’un yazıları ve düşünceleri ile ilgili olarak Asya, Avrupa ve Amerika’da yapılan kimi yorumlarda onun çalışması için bazı modern şiir incelemelerinin nasıl oluyor da rolünün hakkını veremediği sorgulanmaktadır. Aynı zamanda eleştiriler de Walt Whitman, Emily Dickinson, Ezra Pound, William Carlos Williams, Gertrude Stein ve diğer önemli edebi yenilikçileri kabullenme konusunda yeterince çevik değildir. Buna ek olarak bazı akademisyenler, sağdan ya da soldan gelen kazanılmış haklarıyla birlikte, Ivory Tower (Fildişi Kulesi), New Critics (Yeni Eleştiri) ve New York edebiyat kurumuna yönelik saldırıları savuşturmak noktasında bazı görevlerini savsaklamışlardır. Batı yakasındaki konumu, başlangıçta onun dindar bir şair olduğuna dair yanlış bir tanımlamaya yol açmıştır. Asya’dan aldığı konular, onu Amerikancı ve Avrupamerkezcilerden uzaklaştırır. Rexroth’u edebiyatçıdan çok yaratıcı bir şahsiyet ve özgün bir düşünür olarak görenler vardır. Fakat Rexroth, şiirin temelde imgelem olduğuna vurgu yaparken, diğer modern edebiyat ustaları gibi kendisini bir tür zanaatkârlığa ve estetik yenilenmeye vakfeder. Dünya edebiyatı ve düşüncesi ile eşsiz ilişkisinden doğan şiirinin büyük bir bölümü, entelektüel düzlem ve üslup açısından diğer modernist ve postmodernist edebiyat kadar karmaşıktır. Diğer yandan yazılarının önemli bir bölümü, sanki bize aynı odadan, Pasifik’e tepeden bakan bir dağdan ya da bir Japon bahçesinden konuşuyormuşçasına, olabildiğine doğrudan ve şahsidir.

Belki de Rexroth’un klasik modernistlerden genç olması, ilk kitabını 1940’ta 34 yaşındayken basması ve dolayısıyla II. Dünya Savaşı sonrası Yeni Eleştiricilik’le ilişkili olan kuşaktan daha asi olması, onun benzer dönemlere, hareketlere ve eğilimlere denk düşmemesinin ana sebepleridir. Yirmi yıl önce Nesnelcilik hareketinde olduğu gibi yeni başlayan Beat isyanından da kendisini hızla kopartır. Bazı edebiyat tarihçileri onun şaşırtıcı zigzaglarını anlamlandırmakta güçlük çekerler. Sürekli bağımsız, çoğunlukla dostlarına ve müttefiklerine yabancılaşan Rexroth, ne Ezra Pound, T.S. Eliot, Allen Ginsberg, Charles Olson, Gary Snyder ve diğer isimlerden hoşlanan kitlenin beğenisini kazanır ne de akılsız müritler kampını etkilemeyi başarır. Onu takdir edenler, bu rezil baş belasının kendini beğenmiş bir üslupla ortaya koyduğu ideolojik ve sanatsal açıdan dengesiz pratiği adına yaptığı çalışmaları savunurlar ancak cümlesi de yazarlığın kıyısından bile geçmemiş kişilerdir.
Rexroth’u akademik bir ölçüte vurmaktan daha önemli bir şey varsa o da yaptığı çalışmaları üzerinde durarak dikkatle okumak, belli bir kavrayışla yorumlamak, estetik ve felsefi düzlemde değerlendirmektir. Ölümü kendisi tarafından ve yine kendisi hakkında çokça yapılan baskılarla ifşa edildiğinden, buna biz “bir Rexroth patlaması” diyoruz ancak onun daimi popülaritesi hakkında konuşmak daha doğruymuş gibi görünüyor. Rexroth’un şiiri, çevirileri ve düz yazıları, 1940’ta yayınlanan ilk kitabı In What Hour’dan (Hangi Saatte) itibaren çok çeşitli ve geniş bir okuyucu kitlesini etkilemiştir. Dünya Sanayi İşçileri (IWW) kahramanı Joe Hill gibi Rexroth hakkında biz de pekâlâ “o hiç ölmedi ki!” diyebiliriz.

Rexroth, Lawrence Clark Powell tarafından “harflerimizin en büyük insanı,” Leslie Fiedler tarafından “büyük bohemlerin sonuncusu,” Hayden Carruth tarafından “en iyi doğa şairimiz,” George Woodcock tarafından “zamanımızın en önemli şairlerinden biri” olarak selâmlanmıştır. For Rexroth (Rexroth İçin) adlı çalışmasında editör Geoffrey Gardner, onu “Whitman’dan beri bu ülkede derinliğine dini şiirler yazan en başarılı şair” sözleriyle; Kyotolu düşünür Sanehide Kodama, “Japon kültürünü en iyi anlayan Amerikalı şair” tespitiyle; “eleştirmen, editör ve tüm zamanların en büyük aşk şairlerinden biri olan çok bilgili bir öğretici” yorumu ve “Vahşi Batı’nın anarşik, özgürlükçü büyücü bilgesi ve şair” tespitiyle şair David Meltzer; James Wright ise “hayal edilebilen en aşksız zamanların o büyük aşk şairi” sözleriyle Rexroth’u över. Robert Bly’a göre o, “Amerika’daki en zeki edebiyat insanıdır.” Gary Snyder, Rexroth’a minnettar olduğunu söyler. Rexroth’un büyük dostu ve editörü James Laughlin: “Rexroth’un New Directions ve benim üzerimde muazzam etkileri olmuştur. (…) O, kısmen Ezra’nın [Pound] benim hayatımdaki ne yapmam ve şeylerin üzerine neyi koymam gerektiğini söyleme rolünü üstlenir” der.

Bugüne dek Rexroth’un elli kitabı yayımlanmış ve yenileri de vitrinlerdeki yerini almaktadır. Glad Day Books, kısa bir süre önce Geoffrey Gardner’ın, Rexroth’un politik şiirlerini içeren Swords That Shall Not Strike: Poe M.S. of Protest and Rebellion (Çarpışmayacak Kılıçlar: Bir Protestonun ve İsyanın Şiirleri) adıyla ve Copper Canyon Yayıncılık ise 2002’de Sam Hamill’in Collected Poe M.S. of Kenneth Rexroth’u (K. Rexroth’un Toplu Şiirleri) yayımlayacak. Rexroth’un şiirleri, otuz koleksiyonda toplanmış durumda. Yunanca, Latince, Fransızca, İspanyolca ve hepsinden ünlüsü, eski ve modern, Asyalı birçok kadın şairin şiirlerini içeren Çince ve Japonca çevirileri ise on beş cilt tutmaktadır. Klasik Elen temalarına dayanan dört felsefi trajedisi, dramatik şiirin özgün birer şaheseridir. Classics Revisited’ın (Gözden Geçirilmiş Klasikler), iki popüler cildi ve birçok farklı konuyla ilgili makaleleri içeren diğer koleksiyonlar, sayısız okuyucunun aklını zenginleştirmiştir. Ütopyalarla ilgili Communalism: From Its Origins to the Twentieth Century (İlk Kaynaklarından Yirminci Yüzyıla Komünalizm Tarihi) adlı o bilgece eseri, ütopyalarla ilgilenen okurlar için vazgeçilmez niteliktedir. Yazarın An Autobiographical Novel’ı (Otobiyografik Bir Roman) bir klasik olarak değerlendirilebilir; tartışmalı hayatının ayrıntıları, tam boy bir biyografi içinde Linda Hamalian tarafından takdim edilmiştir. Rexroth’un hayatı ve çalışmaları ile ilgili iki kitabımı takiben eleştirel yorumlara dayalı başka kitaplar da yayımlanmıştır. Bunlardan ilki, Ken Knabb’in yayımladığı The Relevance of Rexroth (Rexroth İlgisi -Fransızca çevirisiyle birlikte), diğeri ise Donald Gutierrez’in yayımladığı The Holiness of the Real: The Short Verse of Kenneth Rexroth’dur. (Gerçeğin Kutsallığı: Kenneth Rexroth’un Kısa Mısrası.) Şiir ve düz yazılarının Fransızca çevirileri Joel Cornuault, Ken Knabb ve diğer isimlerce yayımlanmış, Yuzuru Katagiri’nin yaptığı Japonca çevirileri ise Rexroth’un Japonya’daki yüksek itibarını artırmıştır.

Rexroth’un hayatı, çalışmaları ve yaratıcı düşüncesi, insan ya da insan olmayan, ölü ya da diri diğer varlıklarla etkileşim içinde, derin düşüncelere dayalı bir yolu kucaklar. Rexroth’un fırtınalı hayatı, kendisinin de kederle itiraf ettiği acı dolu hatalarla doludur. Ancak onun imgesel yazıları, yaygın nefret, şiddet ve yıkıma rağmen, tüm varlıkların aşk içinde nasıl yaratılıp dönüşerek birleştikleri; insani ve kozmik olan evrensel cemaat içinde, genelde onu bilmeden nasıl yaşadığımıza ve insan hayatının bilinçteki bir devrimle nasıl özgürleşeceğine dair tavsiyeler verir. Hristiyan, Budist, ekolojik ve devrimci değerlerin özgün bir sentezinden oluşan ve insan ruhunu diriltip yücelten bu dünya görüşü, ekolojik felaket ve nükleer yıkımla bir oyuncak gibi oynayan askeri, teknolojik, politik ve şirketsel sistemleştirme tarafından tehdit edilmektedir. Kişiliksizleşmeye ve yıkıma sebep olan Toplumsal Yalan’ı ifşa eden Rexroth, Şakyamuni, Lao Tzu, Sappho, İbrani Peygamberleri, İsa ve hakikatin, aşkın ve özgürlüğün diğer kahramanlarına yüzünü çeviren ruhani gelenek dâhilinde, yaratıcı varoluşun karşılıklı etkileşim halindeki çokluğunu canlandıran farklı bir hayat tarzı önerir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Nothing Found

It seems we can't find what you're looking for. Perhaps searching can help.

Setting

Layout

reset default
X